Havza Haber Ajansı'nın aktardığına göre Ayetullah Arafi, Kum’daki Kudüs Musallası’nda 20 Şubat 2026 tarihinde kılınan Cuma namazı hutbelerinde, mübarek Ramazan ayının gelişini tebrik ederek uluslararası gelişmeleri değerlendirdi ve şöyle dedi:
“Bugün ülkemizin ve İslam dünyasının tecrübe ettiği şartlar özel şartlardır. Büyük milletimiz bu yıl 22 Behmen’de (İslam İnkılabı'nın yıldönümünde) hayranlık uyandıran bir tablo ortaya koydu; hem fikrî azametini hem de birlik ve beraberliğini dünyaya gösterdi, aynı zamanda İslam’ın, İran’ın ve İslam İnkılabı’nın düşmanları karşısında yeni bir güç sergiledi. 22 Behmen’in ihtişamı ve görkemi son derece belirgin ve yüceydi. Bütün milletler zaman zaman hassas ve dönüm noktalarına ulaşırlar. Bu noktalarda bilinç ve uyanıklık son derece önemlidir. İslam, İran ve dünya tarihinin incelenmesi gösteriyor ki tarihî dönemeçlerde bazen milletler parlamış ve zafere ulaşmış, bazen de gaflete düşerek yenilmiştir. Bizim tarihimizde İslam’ın ilerlemesine vesile olan Bedir, Hayber ve Ahzab vardır; fakat hakkın cephesinin yenildiği Uhud ve Sıffin de vardır.”
Kum Cuma İmamı şöyle devam etti:
“İran ve bölge tarihinde de bazen İran savaşlarda yenilmiş, bazen de galip gelmiştir. İslam İnkılabı milletin uyanışında bir dönüm noktasıydı; sekiz yıllık Kutsal Savunma ve 12 günlük savaş siyasî tarihimizde parlak noktalardır. Son dönemdeki yarı-darbe girişiminde de aziz İran milletinin bilinç ve uyanıklığı ağır zararların önüne geçti. Ancak İran-Osmanlı ve İran-Rus savaşlarında, Bahreyn’in kaybında ve 1953 darbesinde bilinç eksikliği ve gevşeklik gibi unsurlar zaferin önünde engel olmuştur.”
Ayetullah Arafi sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün özel şartlar altındayız. 22 Behmen büyük bir güç üretti; ancak milletlerin yenilgi sebeplerine de vakıf olmalıyız.”
Milletlerin Kritik Anlarda ve Tarihî Dönemeçlerde Yenilgi Sebepleri
Birinci etken: Analizde hata ve gerekli bilinçten yoksunluk
İlim Havzaları Genel Müdürü şöyle dedi:
“Bugün İran’ın, İslam’ın ve Direniş Ekseni’nin zihin ve idraki üzerinde karmaşık bir bilişsel ve algısal savaş hâkimdir. Eğer bir kimse bu savaşın etkisi altına girer ve hesap hatası yaparsa, büyük zorluklarla karşı karşıya kalırız.”
Ayetullah Arafi sözlerine şöyle devam etti: “Kimi çevreler bugün bazı apaçık gerçekleri gençlerin zihninden silmiştir. Temeli ve esası zulüm ve baskı üzerine kurulu, meşruiyetten yoksun Şahlık rejiminin yıkılması, İran milletinin en büyük iftiharlarından biridir. Baştan sona yolsuzluk ve yozlaşmaya batmış, düşmanların desteğini arkasına almış olan uğursuz Pehlevî rejimini siz yıktınız. Pehlevî rejimi, sömürgeciliği ilk kez ülkeye sokmuş ve bağımlılığı resmîleştirmiştir.”
Ardından şöyle vurguladı: “İran tarih boyunca bir imparatorluktu; yenilgi de gördü, zafer de kazandı. Ancak bağımlılığı İran’ın tarihine kaydeden Pehlevî oldu. Bugün bazıları bu temel gerçekleri bilmiyor; işte bu da bilişsel ve algısal savaşın bir sonucudur.”
İkinci etken: Toplumsal dayanışma zayıflığı
İlim Havzaları Genel Müdürü şunu da ekledi: “Dayanışma ve birlik zayıflığı, milletlerin kritik dönemlerde yenilmesine yol açabilecek bir diğer etkendir.”
Üçüncü etken: İrade ve azimde gevşeklik
Anayasa Koruyucular Konseyi’nin fakih üyelerinden olan Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
“Sömürgeciler bizim irade ve azmimizi elimizden alırlarsa yeniliriz. İrade, zaferin temel sırrıdır. Yüce Allah Enfal Suresi 46. ayette şöyle buyurur: ‘Birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşer ve gücünüz gider.’ Bu ayet, ihtilafın zayıflığa ve güç kaybına yol açacağını açıkça ortaya koymaktadır.”
Dördüncü etken: Düşman karşısında korku ve yenilgi psikolojisi
Kum Cuma İmamı şöyle: “Yüce Allah Âl-i İmrân Suresi 139. ayette şöyle buyurur:
‘Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmiş kimselerseniz üstün olan sizsiniz.’
Allah Teâlâ bu ayette düşman karşısında korkmamayı vurgulamakta ve bunu zaferin bir unsuru olarak tanıtmaktadır.”
Beşinci etken: Savaş gücünde gerekli hazırlığın bulunmaması
Ayetullah Arafi, “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın” (Enfal 60. Ayet) ayetine atıfta bulunarak şöyle dedi: “Savaş gücünde ve savunma kudretinde hazırlıksız olmak milletler için tehlike doğurur.”
Altıncı etken: Komuta ile bağın zayıflaması
Sözlerine devam eden Ayetullah Arafi şunları söyledi:
“Komuta ile bağın zayıflaması ve itaatte eksiklik, yenilginin diğer bir sebebidir. Bugün bizim komutamız; hikmet sahibi, mücahit ve basiretli bir rehberde tecelli etmiştir. Onun her sözü ruh veren, toplumu inşa eden ve harekete geçiren niteliktedir. Bu merkezî ve eksen konumdan uzaklaşmak başka bir tehlikedir.”
Yedinci etken: İmanda ve ilahî yardımlarda zayıflık
Kum Cuma İmamı şöyle dedi: “Yüce Allah Âl-i İmrân Suresi 173. ayette şöyle buyurur:
“‘İnsanlar onlara: ‘Düşmanlar size karşı toplandılar, onlardan korkun’ dediklerinde, bu onların imanını artırdı ve şöyle dediler: ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.’”
Bu ayet, tehditlerin müminlerin imanını artırması gerektiğini ortaya koymaktadır.”
İman ve Sebat: Zaferin İlk Şartı
Ayetullah Arafi, iman toplumunda zaferin ilk şartının Allah’a iman ve O’nun yolunda sebat olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
“Yüce Allah Âl-i İmrân Suresi 126. ayette buyurur:
‘Yardım ancak mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandır.’”
İlim Havzaları Genel Müdürü şunu da ekledi:
“Boş söz söyleyenler bilsin ki aziz İran’ımız; İslam’ın, Ramazan’ın ve Allah yolunda cihadın İran’ıdır. Özgürlük ve bağımsızlık düşmanları karşısında asla baş eğmeyecek ve Allah’ın yardımıyla sizin karşınızda duracaktır.”
Kum Cuma İmamı ayrıca şu ayete işaret etti:
“Eğer sabreder ve takvalı olursanız…”
“Kur’an’ın beyanına göre, sabır ve direnç gösterildiğinde Allah meleklerini yardıma gönderir. Kendinize gevşeklik ve zayıflık yaklaştırmayın.”
Zafer Şartları ve Tehlikeleri Aşmanın Yolları
Ayetullah Arafi, düşmanlara karşı zafer kazanmanın ve tehlikeleri aşmanın önemli ve stratejik unsurlarını şöyle sıraladı:
1. Allah’a iman
2. Doğru tanıma ve sağlıklı analiz
3. Birlik ve bütünlük
4. Emre itaat
5. Cesaret ve korkmamak
6. İrade, sebat ve sabır
7. Askerî hazırlık
İlim Havzaları Müdürü İran milletine hitaben şöyle dedi:
“Allah’a güvenin. Düşmanlar zayıf ve değersizdir. Allah’ın yardımıyla bu millet düşmanlara galip gelecektir; Filistin, Irak, Lübnan, Yemen ve bütün İslam dünyasında ve İran’da direniş yolu başı dik şekilde devam edecektir.”
Mübarek Ramazan Ayının Hürmetini Koruma Gereği
Kum Cuma İmamı, Ramazan ayının hürmetinin korunmasına değinerek şunları vurguladı:
“Ramazan ayının hürmet ve izzetini evde, iş yerlerinde, eğitim kurumlarında, mahalle ve sokaklarda; özellikle de bu mukaddes şehirde her zamankinden daha fazla gözetelim.”
Ardından şöyle devam etti: “Ramazan ayına derinlik kazandırmak; camilerin, Cuma namazlarının ve cemaatle kılınan namazların canlanmasını gerektirir. Ramazan’ın Cuma günleri, Cuma’ların en seçkinidir. Camilerdeki programlar ile evlerde ve diğer merkezlerde düzenlenen çeşitli faaliyetler, marifet artışı ve genç neslin eğitimiyle birlikte olmalıdır.”
Ramazan Ayı: Sonsuz İlahî Feyizler Ayı
Ayetullah Arafi, Kum’daki Cuma namazının ilk hutbesinde de şunları söyledi:
“Ramazan ayı büyük bir ihtişam ve yüceliğe sahiptir; öyle ki ayet ve rivayetlerde onun için yüzü aşkın isim ve nitelendirme zikredilmiştir. Bu derece ilgi, bu ayın iç ve dış dünyasında var olan sınırsız ilahî feyizlerin göstergesidir.”
Ardından şöyle devam etti:
“Ramazan’ın ruhunda ve özünde gaybî seslenişler, semavî esintiler ve bitip tükenmeyen bereketler vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt imamları (a.s.), Ramazan’a bitişik günlerde defalarca büyük bir hadise için hazırlıklı olunması gerektiği hususunda uyarıda bulunurlardı.”
Kum Cuma İmamı ardından şunları ifade etti:
“Ramazan ayının herkesin içine girdiği ve zahirini idrak ettiği bir mülkü (dış boyutu) vardır. Ancak bu şerefli ay — ayların en üstünü ve zamanların zirvesi olan bu ay — bir de melekûtî boyuta sahiptir ki onu müminler, oruç tutanlar ve onun hürmetini bilenler idrak eder.”
Mübarek Ramazan Ayının 10 Önemli Özelliği
Birinci özellik: Allah’ın Zâtına özel nispet
Ayetullah Arafi, ayet ve rivayetlere dayanarak bu ayın Yüce Allah’ın zâtına özel bir nispeti bulunduğunu belirterek şöyle dedi:
“Bütün günler ve bütün varlıklar Allah’a aittir; teşriî ve tekvinî âlemin tamamı O’nundur. Ancak zaman ve mekân içindeki bazı özel noktalar vardır ki özellikle Allah’a nispet edilmiştir. Bu da o noktalarda ilahî tecellilerin özel bir şekilde zuhur ettiğini gösterir.”
Ardından şöyle devam etti:
“Beytullahu’l-Herem Allah’ın evidir; oysa bütün âlem Allah’ın evidir. Cuma günü ‘Yevmullah’tır; oysa bütün günler Allah’ın günüdür. Bütün kullar Allah’ın kuludur; ancak Hz. Muhammed (s.a.a.) ‘Abdullah’ unvanını özel bir anlamda taşır. Zaman dilimleri ve aylar arasında da Ramazan ayının Allah’a özel bir nispeti vardır. Ramazan ‘Şehrullah’tır (Allah’ın ayıdır). Bu ayda Allah ile özel bir bağ kurulur; O’na yakınlaşma ve O’nun lütuf ve inayetine yönelme yolu daha da açık hâle gelir.”
İkinci özellik: Büyük hadiselerin olması
Kum Cuma İmamı şöyle dedi: “Ramazan ayında büyük olaylar meydana gelmiştir. Rivayetlere göre, Kur’an dâhil olmak üzere ulu’l-azm peygamberlerin kitaplarının tamamı Ramazan ayında nazil olmuştur. Âlemin nuru da Ramazan ayında yaratılmıştır. Gayb âleminde de Ramazan ayı olağanüstü bir azamet, ihtişam ve parlaklığa sahiptir.”
Bu ayda cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapatıldığını ifade ederek şunları ekledi:
“Bu zaman diliminde tarih boyunca bir dizi büyük olay gerçekleşmiştir. Bugün de Ramazan ayı, tekvin ve teşri âleminde büyük dönüşümlerin başlangıç noktası ve bu âlem ile gayb âlemi arasındaki irtibatın özel bir zamanıdır. Bu hadiseler, Ramazan’ın ruhunda ve melekûtunda geçmişte, bugün ve gelecekte bu tür olayların ortaya çıkmasına vesile olan özel bir kapasite ve fırsat bulunduğunu göstermektedir.”
Üçüncü özellik: Özel ibadetlerin olması
Ayetullah Arafi şöyle dedi: “Ramazan ayı, içinde saklı bulunan özel kabiliyet ve istidat sebebiyle özel ibadetlerin zarfıdır. İbadetler arasında oruç, Allah’a özel bir bağ ve ilahî bir sır taşır. Bu ilahî sır bu ayda takdir edilmiştir. Bu durum, Ramazan ayında onu ilahî sırra ve farz olan oruca layık kılan özel bir özelliğin bulunduğunu göstermektedir.”
Dördüncü özellik: Amellerin özel şekilde kabul edilmesi
İlim Havzaları Müdürü şöyle dedi: “Ramazan ayı, Allah’ın rahmetinin tecellilerinden biridir; bu da ibadetlerin daha kolay ve daha akıcı bir şekilde kabul edilmesine ve eksikliklerinin telafi edilmesine vesile olur.”
Ayetullah Arafi ardından şu ayet-i kerimeyi hatırlattı: “Temiz söz O’na yükselir.” (Fâtır, 10)
Beşinci özellik: Amellerin sevap ve mükâfatının kat kat artırılması
Ayetullah Arafi şöyle ifade etti: “Rivayetlerde yer aldığına göre, Ramazan ayında bir ayet okumak, diğer aylarda Kur’an’ı hatmetmeye denktir. Yine rivayetlerde, Ramazan ayında yapılan bir iyiliğin başka zamanlardaki aynı amelin bir milyon katı sevaba denk olduğu bildirilmiştir. Sevabın katlanmasına dair rivayetlerde 25 unsur zikredilmiştir ki bunlardan biri zaman dilimidir; Ramazan ayı da bu zaman dilimlerinin başında gelir.”
Altıncı özellik: Mübah ve irade dışı işler için dahi sevap verilmesi
Kum Cuma İmamı, “Bu ayda nefesleriniz tesbih, uykunuz ibadettir” rivayetine işaret ederek şöyle dedi:
“Diğer günlerde değer taşımayan irade dışı ve mübah işler, Ramazan ayında değer kazanır. Yani zorunluluk alanının dışında kalan ve iradeye bağlı olmayan işler için bile Ramazan’da sevap ve mükâfat vardır. Bu da bu ayın azametini göstermektedir.”
Yedinci özellik: Günahların kefareti ve mağfireti
Ayetullah Arafi şöyle dedi: “Rivayetlerde günahların kefaretine vesile olan ameller zikredilmiştir. Ramazan ayı, en azından bu aya dair asgarî görevlerini yerine getirenler için günahlara kefarettir. Rivayetlere göre kişi Ramazan ayının sonunda bütün günahlarından arınmış olur. Eğer Ramazan’ın yol ve yöntemini öğrenirsek, böyle sonsuz ufukları idrak edebiliriz.
Sekizinci özellik: Meleklerin istiğfarı
Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
“Rivayetlerde bildirildiğine göre, Ramazan ayının başlangıcında gökyüzündeki çok sayıda melek, oruç tutanlar ve müminler için istiğfar etmekle görevlendirilir.”
Dokuzuncu özellik: Muvâsât (dayanışma) kültürü ve sosyal mektep
Kum Cuma İmamı, Ramazan ayının özel niteliklerini açıklamaya devam ederek şunları söyledi:
“Ramazan ayı, müminlere yardım ve toplumsal dayanışma mektebidir; birlik ve bütünlüğü güçlendiren bir sosyal okul niteliğindedir. Rivayetlerde güzel ahlak, müminlere yardım, iftar verme ve insanlara destek olma hususunda Ramazan ayına dair birçok fazilet zikredilmiştir.”
İlim Havzaları Müdürü şu vurguyu yaptı: “Ramazan’ın ruhu, insan inşa eden ve toplum kuran bir mekteptir; İslam toplumunu şekillendirir. Ramazan’ın esintisi ahlâkî faziletleri geliştirmelidir.”
Onuncu özellik: Yeni neslin terbiye mektebi
Ayetullah Arafi’ye göre Ramazan ayı, oruç ve Ramazan derecelerinde yükseliş için bir terbiye mektebidir; çünkü orucun dereceleri vardır. Aynı zamanda Ramazan, yeni bir neslin inşası için bir eğitim okuludur.
Ayetullah Arafi şöyle ekledi: “Bu mübarek ayın ruhunu ve kültürünü gelecek nesle aktarmalıyız. Hepimiz gençlere sahip çıkmak için çaba göstermeliyiz.”
Kum Cuma İmamı şöyle hatırlattı: “Bugün gençlerimiz acımasız ve sınırsız saldırıların hedefindedir. Ramazan’ı onlara anlatmalı ve onun tatlılığını onların kalp ve ruhlarına yerleştirmeliyiz. Hepimiz birlikte Ramazan ayında ilahî değerlerin korunması için çalışmalıyız.”
İlâhî Marifetin Coşkun Merkezi: Kum
Ayetullah Arafi, Kum’un konumuna işaret ederek şöyle dedi:
“Kum, ilahî marifetin coşkun merkezi; tarihî bir büyük şehir; Hz. Masume’nin (s.a.) türbesine, ilahiyat havzasına ve nice salih ve temiz insanlara ev sahipliği yapan bir beldedir. Bu şehir Ramazan rengine bürünmelidir.”
Kum Cuma İmamı konuşmasının sonunda, Ramazan ayında İslam’ın şiarlarının bütün çevreye hâkim olması gerektiğini ve herkesin iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma görevini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
yorumunuz